İçeriğe atla

Daniel Caplan

Norveç'te bir kaldırımda, adımların tam altında on santimetrelik bir pirinç plaka yatar. İlk bakışta gözden kaçar: zeminle aynı hizada, sade ve küçük. Güneş vurduğunda metal sıcak, altın bir parıltı saçar. Yağmur düştüğünde harflerin oyuklarında damlalar birikir ve isim titrer gibi görünür. Yaklaştığında ise Daniel Caplan adı belirir: basit, kesin, bir kez gördükten sonra unutulmaz. Levhanın küçüklüğü seni eğilmeye ve yavaşlamaya zorlar, çünkü tasarımın amacı tam olarak budur.

Karşındaki taş, Alman sanatçı Gunter Demnig'in 1993'te başlattığı Stolperstein projesinden bir tanesidir: kelime anlamıyla tökezleme taşı. Proje, Nazizm yüzünden zulüm gören insanların en son özgürce seçtikleri evinin ya da iş yerinin önüne birer taş yerleştirir. O yıldan beri bu anıtlar Avrupa'nın pek çok şehrinin kaldırımlarında duruyor. Her plaka bir kişinin adını, doğum yılını ve kısa bir kader notu taşır. Böylece sıradan bir yürüyüş, birdenbire anma anına dönüşür.

Gözünün önüne bir yüzyıl önceki köşeyi getir: çocuk sesleri, kapıya gelen teslimatlar, gündelik hayatlarını yaşayan sakinler. Onun için de bu eşik, o dokunun bir parçasıydı. Aynı sokakta kafeler dolup taşıyor, bisikletler geçiyor, konuşmalar yükseliyor. Bu levha, geçmişle bugünü aynı zeminde birleştirir: bir insanı koparıldığı yerin kendisine geri döndürür ve adını tam orada görünür kılar. Sırtını dönüp yürüdüğünde, o minik kare yerinde kalır ve isim seninle yol alır.

Şehir
Tromsø
İçerik güncellendi

Bu sayfayı telefonuna taşı

myTuur uygulaması ücretsiz ve bir noktanın önünde durduğunda hikâyesi kendiliğinden başlıyor.

  • App Store'dan İndirin
  • İndirin Google Play

Bunun gibi noktalar, myTuur’un Tromsø şehrinde turlara dizdiği duraklar. Uygulamada her hikâye durduğun yerde başlıyor: bir noktaya yaklaş, hikâyesi çalsın, ekrandan oku ya da yolda dinle, sonra rotanın bir sonraki durağına geç.

myTuur nedir?

myTuur, şehirleri seninle birlikte gezen ücretsiz bir rehber uygulaması. Turlar noktalardan oluşuyor ve her noktada, oraya vardığında başlayan bir hikâye var: ister oku, ister dinle.